Fecr Suresi: Arapçası ve Türkçe Meali

Kategori: Kur'an ve Hadis · Meal: Elmalılı Hamdi Yazır

Sûre sırası: 89 · Âyet sayısı: 30 · İndiği yer: Mekkî · Arapça adı: سُورَةُ الفَجۡرِ

Türkçe mealiArapçası

Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1Kasem olsun ki fecre.

وَالْفَجْرِ

2Ve leyâli aşre.

وَلَيَالٍ عَشْرٍ

3Ve şef'ü vetre.

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ

4Ve geceye, geçeceği sıra.

وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

5Nasıl bunlarda bir akıl sahibi için bir kasem var değil mi?

هَلْ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ

6Görmedin mi rabbın nasıl yaptı Ad'e?

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

7İreme zâtil'imâd'e.

إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ

8Ki o beldeler içinde misli yaradılmamıştı.

الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

9Ve vâdîlerde kayaları kesen Semûd'e.

وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ

10Ve o kazıkların sahibi Fir'avn'e.

وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ

11Onlar ki memleketlerde tuğyan etmişlerdi de

الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

12onlarda fesadı çoğaltmışlardı

فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ

13Onun için rabbın da üzerlerine bir azâb kamçısı yağdırıverdi.

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

14Şübhesiz ki Rabbın öyle mirsad ile gözetmektedir.

إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ

15Amma insan, her ne zaman rabbı onu imtihan edip de ona ikram eyler, ona ni'metler verirse, o vakıt rabbım bana ikram etti der.

فَأَمَّا الْإِنْسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

16Amma her ne zaman da imtihan edip rızkını daraltırsa o vakıt da rabbım bana ihanet etti der.

وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

17Hayır hayır doğrusu siz yetîme ikram etmiyorsunuz.

كَلَّا ۖ بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ

18Ve birbirinizi miskîni ıt'ame teşvık eylemiyorsunuz.

وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ الْمِسْكِينِ

19Halbuki mîrası öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki!

وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَمًّا

20Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına.

وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا

21Hayır hayır, Arz «dekken dekkâ» düzlendiği

كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا

22ve rabbının emri gelip Melek «saffen saffâ» dizildiği vakıt.

وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

23Ki Cehennem de o gün getirilmiştir, o insan o gün anlar, fakat o anlamadan ona ne fâide?

وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ وَأَنَّىٰ لَهُ الذِّكْرَىٰ

24Ah der; nolurdu ben önce hayatım için (sağlığımda hayırlar) takdim etmiş olsa idim.

يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي

25Artık o gün onun ettiği azâbı kimse edemez.

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ

26Ve onun vurduğu bağı kimse vuramaz.

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ

27Ey o rabbına muti' olan nefs-i mutmeinne!

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

28Sen dön o rabbına hem râdıye olarak hem merdıyye de.

ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً

29Gir kullarım içine.

فَادْخُلِي فِي عِبَادِي

30Gir Cennetime.

وَادْخُلِي جَنَّتِي
Kaynaklar: Arapça metin: Tanzil Projesi (Tanzil Quran Text, Simple), CC BY 3.0 lisansıyla, değiştirilmeden kullanılmıştır. Türkçe meal: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın 1938'de tamamladığı orijinal tercüme (kamu malı); metin Vikikaynak'tan alınmıştır. Tercümenin dönemine ait eski Türkçe ifadeler olduğu gibi korunmuştur.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın güncel mealini okumak için: kuran.diyanet.gov.tr