Naziât Suresi: Arapçası ve Türkçe Meali

Kategori: Kur'an ve Hadis · Meal: Elmalılı Hamdi Yazır

Sûre sırası: 79 · Âyet sayısı: 46 · İndiği yer: Mekkî · Arapça adı: سُورَةُ النَّازِعَاتِ

Türkçe mealiArapçası

Rahmân, Rahîm Allahın ismiyle

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1O daldırıp nez' edenlere.

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا

2Ve usulcacık çekenlere.

وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا

3Ve yüzüp yüzüp gidenlere.

وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا

4Derken yarışıp geçenlere.

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا

5Derken bir emir çevirenlere kasem olsun ki (Kıyamet var).

فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا

6O gün ki sarsar râcife.

يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ

7Onu velyeder o râdife.

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ

8Yürekler o gün oynar kaygıdan.

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

9Gözleri kalkmaz saygıdan.

أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ

10Diyorlar ki: biz, gerçek döndürülecek miyiz o hufrede.

يَقُولُونَ أَإِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ

11Ya ufalanmış kemikler olduğumuz vaktı ha?

أَإِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةً

12O dediler: o halde husranlı bir dönüş.

قَالُوا تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

13Fakat o zorlu bir kumandadır.

فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ

14Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır.

فَإِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِ

15Geldi ya sana Musânın kıssası?

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَىٰ

16O vakıt ki ona rabbı nidâ etmişti o mukaddes vadîde: Tuva'da.

إِذْ نَادَاهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى

17Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı.

اذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَىٰ

18De ki: ister misin temizlenesin?

فَقُلْ هَلْ لَكَ إِلَىٰ أَنْ تَزَكَّىٰ

19Ve rabbına irşad edeyim de seni saygılanasın?

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

20Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.

فَأَرَاهُ الْآيَةَ الْكُبْرَىٰ

21Fakat o tekzîb etti, ısyan etti.

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

22Sonra koşarak idbara gitti.

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

23Derken mahşerini topladı da bağırdı:

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

24Benim en yüksek rabbınız, dedi.

فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَىٰ

25Allah da onu tuttu sonuna önüne nekâl olmak üzere tenkîl ediverdi.

فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَىٰ

26Şübhesiz ki bunda bir ıbret var, saygı duyacaklar için.

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشَىٰ

27Siz mi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Sema mı? O «Allah» onu bina etti.

أَأَنْتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاءُ ۚ بَنَاهَا

28Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu.

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا

29Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا

30Ondan sonra da arzı döşedi.

وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَاهَا

31Ondan suyunu ve mer'asını çıkardı.

أَخْرَجَ مِنْهَا مَاءَهَا وَمَرْعَاهَا

32Ve dağlarını oturttu.

وَالْجِبَالَ أَرْسَاهَا

33Sizin ve davarlarınızın intifa'ı için.

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ

34Fakat geldiği vakıt o «tâmme-i kübrâ».

فَإِذَا جَاءَتِ الطَّامَّةُ الْكُبْرَىٰ

35O insanın neye koştuğunu anlıyacağı gün.

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ مَا سَعَىٰ

36Ve Cahîm hortlatıldığı vakıt, görür kimseler için.

وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَنْ يَرَىٰ

37Artık her kim azgınlık etmiş,

فَأَمَّا مَنْ طَغَىٰ

38Dünya hayatı tercih eylemiş ise.

وَآثَرَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا

39Muhakkak Cahîmdir onun varacağı.

فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَىٰ

40Her kim de rabbının makamından korkmuş ve nefsi hevadan nehy eylemiş ise.

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَىٰ

41Muhakak Cennettir onun varacağı.

فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَىٰ

42Sana o saattan soruyorlar: ne zaman demir atması?

يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا

43Nerde senden onu anlatması?

فِيمَ أَنْتَ مِنْ ذِكْرَاهَا

44Rabbınadır onun müntehası.

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنْتَهَاهَا

45Sen ancak bir münzirisin ondan haşyet duyacakların.

إِنَّمَا أَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشَاهَا

46Onu görecekleri gün onlar, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا
Kaynaklar: Arapça metin: Tanzil Projesi (Tanzil Quran Text, Simple), CC BY 3.0 lisansıyla, değiştirilmeden kullanılmıştır. Türkçe meal: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın 1938'de tamamladığı orijinal tercüme (kamu malı); metin Vikikaynak'tan alınmıştır. Tercümenin dönemine ait eski Türkçe ifadeler olduğu gibi korunmuştur.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın güncel mealini okumak için: kuran.diyanet.gov.tr